İçinde Bulunduğumuz Mevsim “GÜZ”

Nilgün Durmuşoğlu, Türkçe Seslendirme, Türkçe Dublaj, Reklam Seslendirme, Radyo Reklam Spot Seslendirme, TV Reklam Seslendirme, Belgesel Seslendirme, Film Seslendirme, Kadın Türkçe Seslendirme Sanatçıları, Türkçe Kadın Seslendirmen, Kadın Seslendirme Sanatçıları, Türkçe Dublaj Sanatçıları, Kurumsal Reklam Seslendirme, Tanıtım Seslendirme, IVR Seslendirme, Jingle Seslendirme, Eğitim Seslendirme, Kitap Seslendirme, Animasyon Seslendirme, Yabancı Dil Seslendirme, Google Reklam Seslendirme, Intel Reklam Seslendirme, Turkish Voiceover Artists, Female Turkish Voiceover Artist, Turkish Voiceover Talents, Google Turkish Dubbing, Intel Turkish Dubbing, Cisco Seslendirme, Hp Seslendirme, Dell Seslendirme, IBM Seslendirme, Nokia Seslendirme, Huawei Seslendirme, Busuu.com Seslendirme, ING Bank Seslendirme

Çocukken en sevdiğim mevsim yazdı. Bir de ilkbaharı severdim. Mart ayında doğduğum için. İnsan nasıl da değişiyor. Artık en sevdiğim mevsim sonbahar. Renklerin birbiriyle uyumu, yalancı güneşi, gün batımı, mevsimlik kıyafetleri, yaprakların sokakları örtmesi, uzun sonbahar yürüyüşleri, romantizmi… Bir de o güzel sonbahar radyo yayınları…

Çok sevdiğim aylardan biri oldu Eylül. Oysaki babamı ve büyükbabamı almıştı benden. ‘Artık Eylül’ü sevemem. Hüzün karıştı Eylül’e’ diyordum. Ama nafile. Hala çok seviyorum Eylül’ü… Eylül ayında bir heyecan kaplıyor içimi ve yayınlarımı. Çaldığım şarkılar bile değişiyor. Radyo programı anonslarım hüzünlü bir kahkaha gibi çınlıyor.

Sonbahar mevsiminin heyecanı yayına öyle bir yansıyor ki, dinleyici de eşlik etmeye başlıyor bu sefer. Hiç beklemediğin anda bir sonbahar fotoğrafı geliyor yüzünü hiç görmediğin dinleyicinden. Sen seversin diye bir dipnot yazısıyla.

Geçiyorum stüdyoya… Bir elim yayın masasının üstünde diğeri anlattıklarımı desteklercesine heyecanla bir sağda bir solda. ‘Bugün size bir sonbahar yayını yapacağım’ diyorum. Sanki yanımda şömine yanıyor. Sanki Abant’tayız. Bir yerden faytonlar geçiyor. Ağaçlar yapraklarını döküyor. Bir yanda birileri benim şarkılarımı dinlerken kahve içiyor. Başka bir tarafta sevgililer çaldığım şarkılardan birini kendi şarkıları ilan ediyor. Sanki dinleyenlerin yanındayım. Samimiyet almış başını gidiyor. İşte aynı böyle oluyor. Bunu yaşıyorum.

Sonra başlıyorum hayalleri genişletmeye. Daha ne katabilirim üstüne derken laf lafı açıyor. Başlıyorum koyu muhabbete. Diyorum ki; sonbahar şarkılarına yenileri eklense. Nasıl mı? Hani var ya ‘cover’ şarkılar. Hangi şarkılar kim tarafından yeniden yorumlansın isterdiniz?

Sonbahara yakışacak cover’lar düşünmeye başlıyorum. Aklıma ilk olarak Orhan Gencebay’ın “Seven Affeder” şarkısı geliyor. Keşke Berkay söylese diyorum birden. Şarkıya yazık olmaz diye düşünüyorum. Son zamanlarda en beğendiğim isimlerden Buray geliyor aklıma. Ona da Coşkun Sabah’ın “İspanyola” şarkısını yakıştırdım. Peki ya Sezen Aksu ne söylesin? Aşkın Nur Yengi’ye verdiği harikulade “Sevgiliye” şarkısını Minik Serçe’den dinlemek ne kadar güzel olurdu… Yıldız Tilbe de Sezen Aksu’nun “Kaderim” şarkısını yeniden yorumlasa…

Başka… Mesela Gripin’in solisti Birol Namoğlu, Orhan Gencebay imzalı “Dilenci”’yi söylese de yüreğimiz titrese… Alma Ahımı benim çok sevdiğim bir şarkıdır ki; onu da Ceylan Ertem’e yakıştırıyorum. Çağımızın ozanlarından dediğimiz isme geldi sıra. Kim mi? Tabii ki Sıla… Sözü ve müziği kendisine ait olan Gönlümün Efendisi’ni Sıla’dan dinlemek çok keyifli olmaz mı? Düşündükçe bu liste uzar gider diye düşünüyorum. Nedense her sonbaharda yayına imza atmak istiyorum. Acaba kalplerinize dokunabiliyor muyum?

Paylaş: